
Çevrim içi eğitim sırasında güvende kalmak için öneriler
Ekonomi-teknoloji haberleri, TUİK verileri
Çevrim içi eğitim sırasında güvende kalmak için öneri
Türkiye’nin de Yer Aldığı META Bölgesi’nde Çevrim İçi Eğitim Alanların %63’ü Siber Olaylarla Karşılaştı; Yaklaşık Üçte Biri Maddi Kayba Uğradı
Masaüstü bilgisayar, dizüstü bilgisayar ve tabletlerin yanı sıra ARM tabanlı Windows cihazlar da çevrim içi eğitimde giderek daha çok tercih edilen güçlü alternatifler haline geliyor. Eğitimin dijitalleşme hızı arttıkça, kişisel verilerin ve kullanıcı hesaplarının güvenliği de kritik bir boyut kazanıyor; bu durum, koruma kalkanının kullanıcıların eğitim aldığı tüm cihazları kapsamasını zorunlu kılıyor. Bu doğrultuda Kaspersky, güvenlik çözümleri yelpazesini ARM tabanlı Windows bilgisayarları da kapsayacak şekilde genişletiyor.
Kaspersky tarafından yürütülen araştırmaya göre, Türkiye, Orta Doğu ve Afrika (META) bölgesindeki katılımcıların %79’u son 12 ay içinde bir eğitim programına katıldığını belirtiyor. Bu kitlenin büyük bölümü eğitim sürecini en azından kısmen dijital ortamda sürdürürken, katılımcıların %39’u tamamen çevrim içi, %31’i ise hibrit eğitim modelini tercih etti.
Araştırma bulguları, son bir yılda çevrim içi veya hibrit eğitim alanların yaklaşık %63’ünün eğitim süreçleriyle bağlantılı en az bir dijital güvenlik olayı yaşadığını ortaya koyuyor. En sık karşılaşılan tehditler arasında şüpheli mesaj veya bağlantılar (%27), sahte uygulama veya web siteleri (%23) ile çevrim içi topluluklar ve mesajlaşma grupları üzerinden yürütülen dolandırıcılıklar (%22) öne çıkıyor. Öne çıkan diğer önemli riskler ise sahte eğitimler veya yetkisiz eğitim kurumları (%20), eğitim dosyalarına veya uygulamalarına gizlenmiş zararlı yazılımlar (%18) ve kişisel verilerin ifşa olması (%16) şeklinde sıralanıyor. Katılımcıların %16’sı geçerliliği olmayan sertifikalarla karşı karşıya kalırken, %11’lik bir kesim ise hesaplarının ele geçirildiğini belirtiyor.
Kaspersky uzmanları, çevrim içi eğitim hizmetlerini tanıtan çeşitli spam e-posta türleri tespit etti. Bu örnekler, istenmeyen e-posta gönderen kişilerin eğitim sektöründeki büyümeden yararlanmaya çalıştığını gösteriyor. Bu yöntemlerden biri, geleneksel okulları “düşük notlar, sürekli bağıran öğretmenler” gibi ifadelerle eleştirerek ebeveynleri çocuklarını çevrim içi eğitime geçirmeye teşvik ediyor ve mesajı başkalarına iletmelerini istiyor. Bir başka örnekte ise çalışan yetişkinlere, mevcut işlerinden ayrılmadan eğitim hayatlarına geri dönebilecekleri söyleniyor. Ancak bu e-postalarda kullanılan görseller içerikle örtüşmüyor ve mesajlardaki bağlantılar kullanıcıları konuyla ilgisiz üçüncü taraf çevrim içi mağazalara yönlendiriyor. Kaspersky’nin spam uzmanları ayrıca öğrenci kredisi fırsatları sunduğunu iddia eden çeşitli istenmeyen e-postalar da tespit etti.
Çevrim içi eğitim süreçlerinde karşılaşılan spam e-postalar ve benzeri dolandırıcılık faaliyetleri, kullanıcıların hem eğitim hayatını hem de genel dijital güvenliklerini ciddi biçimde zedeleyebiliyor; veri kaybına, maddi zarara veya cihaz arızalarına yol açabiliyor. Bir siber olayla karşılaşanların yarısından fazlası (%51) zaman kaybı yaşarken, %44’ü istenmeyen reklamlara maruz kaldı, %38’i eğitim platformlarına duyduğu güveni kaybetti ve neredeyse üçte biri (%29) maddi zarara uğradı. Bu tablo, ankete katılan her yedi öğrenciden yaklaşık birinin doğrudan finansal kayıp yaşadığı anlamına geliyor.
Dijital eğitimin masaüstü ve dizüstü bilgisayarların yanı sıra tabletler üzerinden de yaygınlaşması, eğitim amacıyla ARM tabanlı Windows bilgisayarlara yönelik ilginin artmasıyla birlikte kullanıcıların tüm cihazlarında korunmasını daha da önemli hâle getiriyor. Bu ihtiyaca yanıt olarak Kaspersky, güvenlik çözümlerinin kapsamını Qualcomm Snapdragon X, Snapdragon X Plus ve Snapdragon X Elite işlemcili cihazlar gibi ARM tabanlı Windows bilgisayarları da içerecek şekilde genişletiyor. Böylece şirket, yapay zekâ destekli dolandırıcılık ve zararlı yazılım korumasını dijital eğitimde kullanılan daha geniş bir cihaz yelpazesine taşıyor.
Kaspersky Tüketici İş Birimi Başkan Yardımcısı Marina Titova, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Çevrim içi sunulan ileri düzey eğitim programlarına ve üniversite derslerine yönelik talebin arttığını görüyoruz. Dijitalleşmenin hız kazanması ve tehdit ortamının sürekli değişmesi, kullanıcıların dijital yaşamlarını kapsamlı biçimde koruyacak çözümlere duyulan ihtiyacı da beraberinde getiriyor. Fidye yazılımı nedeniyle bilgisayarın kilitlenmesi sonucunda bir bitirme tezinin kaybedilmesi, sahte bir kurs için ödeme yapılması veya kötü amaçlı bir sohbet bağlantısına tıklandıktan sonra hesabın ele geçirilmesi, çevrim içi eğitim alan herkesin karşılaşabileceği ciddi riskler arasında yer alıyor. Kaspersky’nin ARM tabanlı cihazları da desteklemeye başlamasıyla yapay zekâ destekli dolandırıcılık korumasını daha geniş bir platform yelpazesine taşıyoruz. Böylece kullanıcıların çevrim içi faaliyetlerinin tamamını koruma altına almayı hedefliyoruz.”
Kaspersky uzmanları, çevrim içi eğitim sırasında güvende kalmak için şu önerilerde bulunuyor:
Her platform için ayrı şifre belirleyin: Her bir eğitim platformu veya dijital servis için benzersiz ve karmaşık parolalar oluşturun. Güçlü parolalar üretmek için Kaspersky Password Generator aracından, kimlik bilgilerinizi güvenle saklamak için ise Kaspersky Password Manager uygulamasından faydalanın.
Çok faktörlü kimlik doğrulamayı (MFA) etkinleştirin: Sunulan her platformda MFA özelliğini devreye alın. Bu ek doğrulama adımı, parolanız ele geçirilse dahi yetkisiz erişimleri engeller.
Güvenilir bir güvenlik çözümü tercih edin: Kaspersky Premium gibi kapsamlı bir güvenlik yazılımı kullanın. Giderek karmaşıklaşan siber tehditlere karşı güçlü bir koruma sunmak adına Kaspersky, tüketici çözümlerini makine öğrenimi tabanlı kimlik avı engelleme algoritmalarını, gerçek zamanlı davranış analizini, Veri Sızıntısı ve Kimlik Hırsızlığı denetleyicilerini bir araya getiren yapay zekâ destekli dolandırıcılık korumasıyla güçlendirmektedir.
Yedeklerinizi düzenli alın: Ödev, araştırma ve ders notlarınızın kopyalarını sürüm geçmişi tutan güvenilir bir bulut depolama alanında ya da şifrelenmiş harici bir diskte muhafaza edin.
*Araştırma, Kaspersky Pazar Araştırmaları Merkezi tarafından 2026 yılında gerçekleştirildi. Son 12 ay içinde çevrim içi veya hibrit formatta, belirli bir eğitim planı kapsamında eğitim almış, 18-65 yaş aralığındaki toplam 1.864 kişi ankete katıldı. Araştırma; Brezilya, Çin, Kolombiya, Mısır, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, İspanya, Güney Afrika, Tayland, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Vietnam olmak üzere 18 ülkede yürütüldü.
AYAKKABI YAN SANAYİ SEKTÖRÜ İSTANBUL’DA BULUŞUYOR: “BİRLİKTE BAŞARDIK, BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ”
Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı AYSAF, 11–13 Kasım 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açıyor. Sektördeki zorlu döneme rağmen yaklaşık 100 firmanın katılımıyla gerçekleşecek fuar, oda seçimlerinde elde edilen güçlü birliktelik ruhunu ticari ivmeye dönüştürecek.
Sektörün Avrasya’daki En Güçlü Ticaret Platformu
Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) tarafından düzenlenen, Avrasya’nın 1., Avrupa’nın ise 2. en büyük fuarı olan AYSAF, 11-13 Kasım 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Ayakkabı yan sanayisinin 36 farklı iş kolunu temsil eden yaklaşık 100 katılımcı firma; taban sistemleri, deri, suni deri, tekstil, EVA, metal ve plastik aksesuarlar, kimyasallar, yapıştırıcılar, kalıp ile üretim teknolojilerindeki en yeni inovasyonlarını sergileyecek.
Farklı ülkelerden önemli alıcıları ve ayakkabı üreticilerini bir araya getiren fuar, küresel tedarik zincirindeki dönüşüm sürecinde Türkiye’nin güvenli ve yüksek kaliteli üretim altyapısını bir kez daha gözler önüne serecek.
AYSAD Başkanı Sait Salıcı: “Zorlukları Aşmak İçin İrade Koyduk: Birlikte Başardık, Birlikte Başaracağız”
Fuar öncesinde değerlendirmelerde bulunan AYSAD Yönetim Kurulu Başkanı ve İTO Meclis Üyesi Sait Salıcı, sektörün içinden geçtiği ekonomik süreçlere ve yakalanan birlik ruhuna dikkat çekerek, “Ayakkabı ve yan sanayi sektörü olarak yüksek maliyetler, finansman sıkışıklığı ve daralan kâr marjlarıyla zorlu bir dönemden geçiyoruz. Ancak bizler durağanlığa teslim olmak yerine dönüşümü seçen bir sanayi geleneğine sahibiz. Yakın zamanda İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) seçimlerinde sektörümüzün tüm paydaşlarıyla omuz omuza vererek tarihi bir temsil gücü elde ettik. O gün ‘Birlikte başardık’ diyerek ortaya koyduğumuz ortak akıl ve dayanışma iradesini, bugün fuar alanımıza ve ticari hedeflerimize taşıyoruz.
Bu yıl yaklaşık 100 cesur ve üretken firmamızla AYSAF’ta yerimizi alıyoruz. Katma değerli üretim, dijital otomasyon, GENÇ AYSAD vizyonu ve yeni ihracat pazarlarıyla sektörümüzün rekabet gücünü korumaya kararlıyız. İnanıyorum ki bu fuar, hem üreticilerimiz hem de küresel tedarikçiler için yeni bir sıçrama noktası olacaktır. Dün sandıkta ve oda kurullarında birlikte başardık; bugün sanayide, üretimde ve ihracatta yine birlikte başaracağız.” diye belirtti.
Yenilikçi Malzemeler ve İnovasyon Vitrinde
AYSAF 2026, üç gün boyunca sadece bir ticaret alanı değil, aynı zamanda “Ayakkabı Sektöründe Yol Haritası: Maliyet, Rekabet, Dönüşüm, Markalaşma” konulu paneli, Tasarlıyoruz Dericesine Proje Seçkisi, ve yeni nesil tasarım sergileri ile ayakkabı modasının ve teknolojisinin kalbinin attığı bir platform olacak. Fuar kapsamında; hafifletilmiş taban teknolojileri, teknik tekstiller, mikrofiber çözümler ve geri dönüştürülebilir sürdürülebilir malzemeler ön plana çıkacak.
Sektör profesyonelleri ve ziyaretçiler, fuara aysafexpo.com adresi üzerinden online kayıt yaptırarak katılım sağlayabilecekler.
Elektrikli ve Hibrit Araçların Kullanımı Yaygınlaşırken Bakımla İlgili Belirsizliği Sürüyor
PETRONAS Madeni Yağlar’ın yeni araştırması, sürücülerin hibrit ve elektrikli araçların bakımı konusunda geleneksel araçların bakımına kıyasla kendilerine çok daha az güvendiğini ortaya koyuyor.
Hibrit ve elektrikli araçların kullanımı giderek yaygınlaşırken, birçok sürücü bu araçların bakımının nasıl yapılması gerektiği konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını belirtiyor. PETRONAS Madeni Yağlar tarafından yaptırılan yeni araştırma, bu konudaki bilgi eksikliğine dikkat çekiyor.
EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) bölgesindeki 10 ülkeden 3.500 sürücünün katıldığı araştırma, sürücülerin geleneksel araçların bakımı konusunda genel olarak kendilerine güvendiklerini, ancak yeni güç aktarma sistemleri söz konusu olduğunda bu güvenin belirgin biçimde azaldığını gösteriyor.
Sürücülerin %85’i lastik basıncını ve lastiklerin durumunu kontrol etme, motor yağı seviyesini takip etme ve temel araç bakım ilkelerini anlama gibi konularda kendilerine güvendiklerini belirtirken, %28’i hibrit ve elektrikli araçların servis ve bakım gereksinimleri konusunda yeterince bilgi sahibi olmadıklarını ifade ediyor.
Giderek büyüyen bilgi eksikliği
Araştırma sonuçları, sürücülerin yeni teknolojileri benimseme hızının bu araçların bakımını öğrenme hızından daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Sürücülerin yaklaşık dörtte biri, hibrit ve elektrikli araçların bakımını en az bilgi sahibi oldukları alan olarak görüyor. Yanlış bilinen doğrular da yaygınlığını koruyor: Katılımcıların %29’u hibrit ve elektrikli araçların geleneksel araçlara kıyasla çok daha az bakım gerektirdiğine inanırken, diğer sürücüler bu araçların servis gereksinimlerinin nasıl farklılaştığından emin olmadıklarını belirtiyor.
En dikkat çekici bulgu ise sürücülerin yalnızca %37’sinin, hibrit ve elektrikli araçların geleneksel içten yanmalı motorlu araçlardan farklı servis gereksinimlerine sahip olsalar da düzenli bakıma ihtiyaç duyduklarını doğru bildiğini gösteriyor. Elde edilen veriler yollarda benzinli, dizel, hibrit ve bataryalı elektrikli araçların bir arada yer aldığı bir dönemde, kritik bir bilgi açığına işaret ediyor. Araç bakımında artık her araca uyan tek bir yaklaşım yeterli değil. Farklı güç aktarma sistemlerinin kendine özgü gereksinimlerini anlamak, bilinçli araç sahipliğinin giderek daha önemli bir parçası hâline geliyor.
Araçların uzun ömürlü ve güvenilir olması önceliğini koruyor
Araştırma, sürücülerin araçlarının güvenilirliğine, performansına ve uzun ömürlü olmasına önem vermeyi sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Sürücülerin yaklaşık üçte ikisi (%62), üreticilerin önerdiği periyodik bakım programına uyuyor veya araçlarını belirtilen zamandan daha önce servise götürüyor. Bu sonuç, sürücülerin araçlarının bakımını gerektiği şekilde yaptırmaya önem verdiğini gösteriyor.
Bununla birlikte sürücüler, bakım kararlarını verirken çok daha seçici davranıyor. Araç teknolojileri karmaşıklaştıkça güvenilir yönlendirme ve teknik uzmanlığa duyulan ihtiyaç artıyor; bu doğrultuda servis seçiminde hizmet kalitesi artık maliyetin önüne geçiyor. Araştırma ayrıca sürücülerin %72’sinin doğru bakım uygulamaları ile verimlilik, güvenilirlik ve araç ömrü arasında doğrudan bağlantı kurduğunu gösteriyor. Pek çok sürücü, aracının kullanım ömrünü uzatmayı sorumlu araç sahipliğinin önemli bir parçası olarak görüyor.
Tüm otomotiv ekosistemi için ortak bir sınav
Bilgi eksikliği yalnızca sürücülerle sınırlı değil. PETRONS Madeni Yağlar’ın bağımsız/özel servisler üzerinde yürüttüğü önceki bir araştırma[1], yeni araç teknolojilerini takip etmenin servis profesyonelleri için de önemli bir zorluk olduğunu ortaya koymuştu. Araç teknolojileri gelişmeye devam ederken sürücüler ve servisler giderek daha karmaşık bir otomotiv ortamına uyum sağlamaya çalışıyor. Bu süreçte teknik bilgi, rutin bakım uygulamalarının yanı sıra giderek daha önemli bir rol oynuyor.
PETRONAS Madeni Yağlar EMEA Bölge Yöneticisi Giuseppe Pedretti, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “Güç aktarma teknolojileri çeşitlendikçe sürücülerin araçlarının performansını, verimliliğini ve kullanım ömrünü koruyabilmeleri için güvenilir bilgilere ve doğru ürünlere erişmesi giderek daha fazla önem kazanıyor. PETRONAS Madeni Yağlar olarak gelişmiş sıvı teknolojilerimiz ve teknik uzmanlığımızla sürücülere ve servislere bu dönüşüm sürecinde rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.”
Geleceğe yönelik bir sorumluluk
Araştırma sonuçları, otomotiv sektörü adına net bir sorumluluğu gündeme taşıyor: İnovasyon ile tüketici bilgisi arasındaki mesafeyi kapatmak, sürücülerin bilinçli kararlar alabilmesi ve araçlarından en yüksek verimi alabilmesi açısından belirleyici olacak.
Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi, Ekim 2026
Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %27,41 arttı, aylık %1,65 arttı
Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık %29,04 arttı
Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %35,12 artış, imalatta %29,04 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %9,07 artış ve su temininde %28,91 artış olarak gerçekleşti.
Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %28,66 artış, dayanıklı tüketim mallarında %23,25 artış, dayanıksız tüketim mallarında %25,12 artış, enerjide %33,42 artış ve sermaye mallarında %21,24 artış olarak gerçekleşti.
Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde aylık %1,79 arttı
Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %4,00 artış, imalatta %1,79 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %0,80 azalış ve su temininde %1,73 artış olarak gerçekleşti.
Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %2,00 artış, dayanıklı tüketim mallarında %0,91 artış, dayanıksız tüketim mallarında %1,74 artış, enerjide %1,33 artış ve sermaye mallarında %0,92 artış olarak gerçekleşti.
ENERJİ SEKTÖRÜNÜN 20. BULUŞMASI EIF 2026 İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI
Enerji sektörünün önemli buluşmalarından EIF Enerji Dönüşüm Fuarı ve Kongresi için geri sayım başladı. 20. yılında 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenlenecek EIF 2026, yenilenebilir enerji, enerji depolama, yerli teknoloji üretimi ve sanayinin yeşil dönüşümüne odaklanarak sektör temsilcilerini, yatırımcıları ve sanayicileri bir araya getirmeye hazırlanıyor.
Türkiye’nin güneş ve rüzgâr enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji potansiyelinin etkin değerlendirilmesi, enerji depolama altyapısının geliştirilmesi ve yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi, enerji sektörünün öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. EIF 2026, 20 yıllık birikimiyle enerji sektöründeki teknolojik gelişmeleri ve yatırım fırsatlarını bir araya getirerek sektörün dönüşümüne katkı sunmayı hedefliyor.
ENERJİ DEPOLAMA VE DOĞRU PLANLAMA ÖNE ÇIKIYOR
Yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımı, yalnızca kurulu gücün artırılmasıyla değil, üretilen elektriğin verimli yönetilmesi ve şebeke altyapısının güçlendirilmesiyle mümkün oluyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde üretimin hava koşullarına ve günün saatlerine bağlı olarak değişmesi, enerji depolama sistemlerini elektrik arzının dengelenmesinde kritik bir unsur haline getiriyor.
EIF Yönetim Kurulu Başkanı Murat Dilek, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin doğru yatırımlar ve teknolojik gelişmelerle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, enerji depolamanın şebeke yönetimi açısından önemine dikkat çekti. Dilek, “Enerji dönüşümünde yalnızca daha fazla üretmek yeterli değil. Üretilen enerjiyi yönetilebilir hale getirmek, depolama çözümlerini geliştirmek ve enerji kaynaklarını verimli kullanmak da büyük önem taşıyor.” açıklamasında bulundu.
YERLİ ÜRETİM VE YEŞİL DÖNÜŞÜM REKABET GÜCÜNÜ BELİRLİYOR
Türkiye’nin güneş ve rüzgâr enerjisi ekipmanlarında geliştirdiği üretim kapasitesi ve mühendislik birikimi, uluslararası pazarlarda önemli fırsatlar sunuyor. Yerli sanayinin desteklenmesi, teknolojik gelişmelere uyum sağlanması ve ihracat kapasitesinin artırılması, sektörün küresel rekabetteki konumunun güçlendirilmesi açısından önem taşıyor.
Yerli üretimin sürdürülebilirliği için iç pazardaki yatırımların devam etmesi gerektiğini vurgulayan Dilek, “Enerji teknolojilerinde uluslararası pazarlarda güçlü bir konuma ulaşabilmek için öncelikle kendi ülkemizde sürdürülebilir bir üretim ve yatırım ortamı oluşturmamız gerekiyor. Yerli sanayimizin gelişmesi, üretim kapasitemizin artması ve mühendislik yetkinliğimizin desteklenmesi, küresel rekabetteki gücümüzü de artıracaktır.” ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve sürdürülebilirlik odaklı düzenlemelerin de ihracatçı şirketler açısından önemli bir dönüşüm süreci başlattığını belirten Dilek, işletmelerin enerji tüketimlerini ve karbon emisyonlarını takip ederek enerji verimliliğine yönelik çözümleri değerlendirmelerinin önem taşıdığını ifade etti.
YENİ TEKNOLOJİLER VE YATIRIM FIRSATLARI EIF 2026’DA
Güneş ve rüzgâr enerjisinden enerji depolamaya, biyokütleden çatı tipi güneş enerjisi sistemlerine ve elektrikli araç şarj teknolojilerine kadar geniş bir alanda çözümlerin yer alacağı EIF 2026, enerji sektörünün farklı paydaşlarını bir araya getirecek.
Antalya’nın güneş enerjisi potansiyeli ve turizm sektörünün enerji ihtiyaçlarının da yenilenebilir enerji yatırımları açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Dilek, özellikle otellerde enerji verimliliği, çatı tipi güneş enerjisi sistemleri ve depolama çözümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
EIF 2026’nın sektör temsilcilerine yeni teknolojileri inceleme, firmalarla görüşme ve yatırım fırsatlarını değerlendirme imkânı sunacağını belirten Dilek, sanayicileri, turizmcileri, ihracatçıları ve yatırımcıları 5–7 Kasım tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenlenecek fuarda buluşmaya davet etti.
📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım
Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.






